Botoks sonrası pişmanlığın en sık sebepleri: donuk ifade, hiç değişmeyen çizgiler, yanlış bölge ve asimetri. Hangileri düzelir, nasıl önlenir?
Muayenehaneme gelen hastaların bir kısmı daha önce başka bir yerde botoks yaptırmış ve memnun kalmamış oluyor. "Botoks yaptırdım pişmanım" cümlesini yıllar içinde çok duydum. Oturup konuştuğumuzda ortaya çıkan tablo çoğu zaman aynı: sorun genellikle maddenin kendisinde değil, kurulan beklentide, seçilen bölgede ya da uygulamanın planlanma biçiminde. Bu yazıda pişmanlığın en sık sebeplerini ve bunların önlenebilir olup olmadığını anlatacağım.
Uygulama öncesi konuşulmadığında herkes kafasında farklı bir sonuç kurgular. Biri çizgilerinin tamamen silinmesini bekler, biri yüzünün gerilmesini, biri on yıl gençleşmeyi. Oysa bu uygulama tek bir şey yapar: kasın kasılma gücünü geçici olarak azaltır.
Bunun anlamı şu. Hareketle oluşan çizgiler yumuşar. Cilt sarkması düzelmez. Hacim kaybı dolmaz. Leke ve doku kalitesi değişmez. Beklenti bu sınırın dışındaysa sonuç ne olursa olsun hayal kırıklığı olur.
Bir de zamanlama meselesi var. Etki üçüncü gün civarında başlar, tam sonuç iki haftayı bulur. İlk üç günde aynaya bakıp "hiçbir şey olmadı" diyen çok kişi görüyorum. O aşamada değerlendirme yapmak için henüz erken.
En sık duyduğum şikayet bu. Genellikle iki sebebi var: gereğinden yüksek miktar ve bölgeler arası dengenin kurulmaması.
Alın kası tek başına fazla gevşetildiğinde alın tamamen hareketsiz kalır, kaşlar aşağı iner ve bakış ağırlaşır. Doğru yaklaşım kasın tümünü durdurmak değil, hareketi azaltıp yön vermek. Ben hastalarıma şunu söylüyorum: alnınız hafifçe kırışabiliyor olmalı, çünkü ifadeyi taşıyan şey o hareketin kendisi.
İyi haber şu, bu geçicidir. Etki azaldıkça ifade geri gelir. Bir sonraki uygulamada miktar ve nokta dağılımı değiştirildiğinde aynı tablo tekrarlanmaz.
Bunun tersi de var. Uygulamadan sonra hiçbir fark görmeyenler. Burada birkaç ihtimali sırayla eleriz:
Bu son madde önemli. Yanlış sorunu hedefleyen bir uygulama işe yaramaz, bunun sorumlusu da madde değil planlamadır.
Pişmanlıkların büyük bölümü burada başlıyor. Göz altındaki torbalanmanın kaynağı yağ dokusuysa enjeksiyon bunu düzeltmez. Nazolabial çizginin derinliği hacim kaybındansa kas gevşetmek işe yaramaz, hatta gülümsemeyi bozabilir. Boyunda deri fazlalığı varsa hiçbir enjeksiyon toparlamaz.
Yüzünüz tamamen hareketsizken aynaya bakın. O anda görünen çizgiler yerleşmiş çizgilerdir. Sadece mimik yaptığınızda beliren çizgiler ise hareketle oluşan çizgilerdir. Bu uygulama ikincisinde belirgin sonuç verir, birincisinde ancak yumuşatır. Bu ayrım uygulamadan önce konuşulmadığında, sonuç ne olursa olsun kişi eksik bulur.
Bu yüzden ilk soru "nereye yapalım" değil, "asıl sorun ne" olmalı. Sorunun kaynağını doğru koyduğunuzda bazen cevap enjeksiyon bile olmaz; kimi hastaya ameliyatsız işlemler arasından başka bir seçenek daha uygun olur, kimi hastada ise doğrudan cerrahi konuşulur.
Kaşlardan birinin diğerinden yukarıda kalması, tek tarafta ağırlık hissi ya da kaş dış ucunun havaya kalkması sık rastlanan sonuçlar. Çoğu, madde tam oturduktan sonra yapılan küçük bir düzeltmeyle toparlanır.
Burada asıl mesele hastanın bunu bilmeden dönmesi. Kontrol randevusu verilmediğinde kişi haftalarca rahatsızlık duyup pişmanlığa dönüştürüyor. Oysa iki haftalık kontrolde bakılsa birkaç dakikada çözülecek bir durum.
Doğal olmayan sonuçların ortak paydası abartıdır. Aşırı kaldırılmış kaş ucu, tamamen hareketsiz bir alın, ifadeyle uyumsuz bir üst yüz. Bunlar genellikle tek seferde çok şey değiştirmeye çalışmaktan çıkıyor.
Deneyimim şu yönde: az miktarla başlayıp iki hafta sonra ekleme yapmak, baştan yüksek miktar vermekten daha iyi sonuç veriyor. Eksik kalan tamamlanır, fazla verilen ise geçmesini beklemek dışında seçenek bırakmaz.
Pişmanlık anlatılarında en belirleyici başlık bu. Yüz kaslarının anatomisi ince bir konu; hangi kasın nereye tutunduğunu, komşu kasla ilişkisini ve güvenli sınırları bilmeden yapılan uygulama sonucu şansa bırakır.
Uygulamanın hekim tarafından, uygun bir sağlık kuruluşunda yapılması gerekiyor. Kullanılan ürünün ruhsatlı ve doğru koşullarda saklanmış olması da aynı derecede önemli. Bu sorunun cevabını almadan işleme girmeyin.
Sorulacak sorular çok karmaşık değil: uygulamayı kim yapacak, hangi ürün kullanılacak, kaç bölgeye uygulanacak ve kontrol ne zaman. Bu dört sorunun net cevabını alamadığınız bir yerde işlem yaptırmamanızı öneririm.
Görüntüyü rahatsız edici bulduğunuz haftalarda gündelik çözümler işe yarar. Saç ve kaş şekli, gözlük seçimi ve makyaj alışkanlığı geçici farkları epeyce örtebiliyor. Bu süre sonsuz değil; sabretmek çoğu zaman en akılcı seçenek oluyor.
Pişmanlığı en aza indiren şey uygulama öncesi konuşmadır. Ne beklediğinizi somut anlatın, hekiminizden neyin değişip neyin değişmeyeceğini net biçimde duyun. Kullanılan ürünü, miktarı ve kontrol tarihini sorun.
Bir noktayı da hatırlatayım: başkasının sonucunu hedef almak neredeyse her zaman hayal kırıklığıyla bitiyor. Kas yapısı, kemik yapısı, cilt kalınlığı ve yaş herkeste farklı. Aynı miktar iki kişide aynı görüntüyü vermez. Hedef, sizin yüzünüzün dinlenmiş halini yakalamak olmalı.
Şikayetiniz hareketle oluşan çizgilerden değil de yüzün genel olarak aşağı inmesinden kaynaklanıyorsa, yüz gençleştirme başlığı altındaki seçenekleri baştan konuşmak daha doğru olur. Yanlış aracı seçmek, aracın kendisinden daha büyük bir sorun.
Kararsızsanız ya da daha önce memnun kalmadığınız bir uygulama olduysa, tabloyu birlikte değerlendirmek için bir plastik cerrahi uzmanına muayene olmanızı öneririm. Çoğu pişmanlığın kaynağı geri döndürülebilir bir planlama hatası.
Botoks sonrası memnuniyetsizlik hakkında en sık aldığım sorular.
Uygulanan maddenin etkisini anında sonlandıran bir yöntem yok. Ancak etki geçicidir; miktara ve bölgeye göre değişmekle birlikte aylar içinde tamamen geriler. Bu süreçte uygulayan hekimle görüşmeniz en doğrusu.
Donuk görünüm genellikle gereğinden yüksek miktardan kaynaklanır ve etki azaldıkça ifade geri gelir. Hareket çoğu hastada üçüncü ile dördüncü ay arasında geri gelmeye başlar. Sonraki uygulamada miktar ve nokta dağılımı değiştirilerek tekrarı önlenir.
Önce iki haftayı doldurun, tam sonuç o zaman oturur. Hâlâ değişiklik yoksa kontrol randevusunda değerlendirilmelisiniz. Kas gücü, verilen miktar ve çizginin türü yeniden gözden geçirilir.
Hafif asimetriler sık görülür ve çoğu, etki tam oturduktan sonra yapılan küçük bir düzeltmeyle toparlanır. Bunun için iki haftalık kontrolü kaçırmayın.
Bu uygulama doğru hastada, doğru bölgeye, ölçülü miktarda ve hekim eliyle yapıldığında öngörülebilir bir işlem. Olumsuz anlatıların büyük kısmı yanlış planlamadan ve uygun olmayan koşullardan kaynaklanıyor.
Etkinin tam oturması için en az iki hafta beklenir. Bu süre dolmadan yapılan eklemeler tabloyu karıştırır ve gereğinden fazla birikime yol açabilir.
Hayır. Etki geçtiğinde kas eski gücüne döner ve çizgileriniz uygulama öncesindeki haline yaklaşır. Daha kötü bir noktaya gitmez, sadece yaşla birlikte doğal seyri devam eder.
Botoks sonrası göz kapağı neden düşer, kaç haftada geçer, kaş düşmesinden nasıl ayrılır? Riski artıran durumlar ve o dönemde yapılabilecekler.
Botoksun gerçek riskleri neler, kalıcı hasar bırakır mı, uzun süreli kullanımın etkisi nedir? Yetkisiz uygulamanın neden asıl tehlike olduğu üzerine.
İlk dört saat, ilk gün ve ilk hafta neler yapılmalı, neler yapılmamalı? Eğilmek, spor, banyo, masaj ve kahve konusundaki soruların gerçek cevapları.