Sıvı yüz germe adıyla anlatılan işlem aslında bir germe ameliyatı değil. Ne yaptığını, neyi yapamadığını, kimde işe yaradığını ve cerrahi yüz germeden farkını anlatıyorum.
Muayenehanemde son yıllarda en sık duyduğum isteklerden biri sıvı yüz germe. Hastalarım genellikle şunu söyleyerek geliyor: "Ameliyat istemiyorum, iğneyle gerdirin yeter." Bu cümlenin arkasında çok makul bir beklenti var, ama isim yanıltıcı olduğu için beklenti çoğu zaman gerçekle örtüşmüyor. Bu yazıda sıvı yüz germenin gerçekte ne yaptığını, neyi yapamadığını ve hangi durumda doğru seçim olduğunu anlatmak istiyorum.
Sıvı yüz germe, tıbbi bir işlem adı değil. Yüzün belirli bölgelerine hyalüronik asit temelli dolguların planlı biçimde yerleştirilmesine verilen popüler bir isim. Ortada kesi, dikiş, doku kaldırma ya da askılama yok. Yani teknik anlamda hiçbir şey gerilmiyor; kaybedilen hacim yerine konuyor ve yüz bu sayede daha dolgun, daha dinlenmiş görünüyor.
İsimdeki "germe" kelimesi kafa karıştırıyor çünkü hasta cerrahi yüz germeyle aynı sonucu bekliyor. Oysa ikisi bambaşka iki şeyi hedefliyor.
Bu uygulamada genellikle çapraz bağlı hyalüronik asit dolguları kullanılır. Bölgeye göre yoğunluğu farklı ürünler tercih edilir: elmacık kemiği ve şakak gibi derin destek noktalarında daha sağlam yapılı, dudak çevresi gibi hareketli ve ince bölgelerde daha yumuşak ürünler kullanılır.
Sık çalışılan alanlar şunlardır:
Sıvı yüz germenin yaptığı şey hacim eklemektir. Yaşlanmayla birlikte yüzdeki yağ yastıkçıkları küçülür ve aşağıya doğru yer değiştirir, kemik yapı incelir. Dolgu bu kaybı yerine koyduğunda orta yüz yeniden desteklenir; elmacık belirginleşir, göz altı gölgesi azalır, nazolabial çizgi bir miktar açılır.
Yapamadığı şey ise fazla deriyi ortadan kaldırmaktır. Deri gevşemişse ve sarkma varsa, altına ne koyarsanız koyun o fazlalık kaybolmaz. Aksine belirli bir noktadan sonra dolgu eklemek yüzü ağırlaştırır ve daha da aşağı çeker.
Hastalarıma bu ayrımı şöyle anlatıyorum: bir yastığın içi boşaldığında yastık buruşuk görünür, içini doldurunca düzelir. Ama yastık kılıfı esneyip büyümüşse, içini ne kadar doldurursanız doldurun kılıf bol durmaya devam eder. Yüzde de durum böyle. Sorun hacim kaybıysa dolgu doğru cevaptır. Sorun deri fazlalığıysa dolgu doğru cevap değildir.
Sıvı yüz germe şu profildeki kişilerde iyi sonuç verir:
Buna karşılık belirgin boyun sarkması, çene hattının tamamen kaybolduğu, yanak dokusunun ağız kenarının altına inmiş olduğu tablolarda dolgu tek başına yetersiz kalır.
Dolgu uygulamaları basit görünür ama basit değildir. Sık görülen ve genellikle kendiliğinden geçen yan etkiler şunlardır: iğne yerlerinde morarma, birkaç gün süren şişlik, hafif hassasiyet, elle hissedilen geçici sertlikler.
Nadir ama ciddi olan komplikasyon, dolgunun damar içine ya da damarı basacak şekilde yerleşmesidir. Bu durumda beslenmesi bozulan ciltte yara gelişebilir. Göz çevresi ve burun kökü gibi bölgelerde çok nadir de olsa görme kaybı bildirilmiştir. İşte bu yüzden bölgenin damar anatomisini bilen bir hekim tarafından, uygun teknikle ve gerektiğinde dolguyu eritebilecek ilacın hazır bulunduğu bir ortamda yapılması gerekir.
Zamanla tekrarlanan ve her seferinde biraz daha artırılan uygulamalar, yüzün doğal oranlarını bozar. Elmacıklar öne çıkar, üst dudak kalınlaşır, ifade donuklaşır. Bu tabloyu düzeltmek eklemekten çok daha zordur. Bu nedenle her seansta "biraz daha" demek yerine, belirli aralıklarla sonucu değerlendirmek daha doğrudur.
Hyalüronik asit vücutta zamanla emilir. Kullanılan ürüne, bölgeye ve kişinin metabolizmasına göre etki genellikle dokuz ay ile iki yıl arasında sürer. Hareketin yoğun olduğu bölgelerde daha kısa, derin destek noktalarında daha uzun kalır.
Kalıcı olduğu söylenen dolgulardan uzak durulmasını öneriyorum. Kalıcı ürünlerde bir sorun çıktığında geri dönüş yolu yoktur; hyalüronik asitte ise gerektiğinde eritmek mümkündür.
İki yöntemi karşılaştırırken şu başlıklara bakmak gerekir:
Bu iki yöntem birbirinin rakibi değil. Çoğu zaman farklı dönemlerin çözümleridir. Bazı hastalarda cerrahi sonrası kalan hacim eksikliği için dolgu da kullanılır.
Şu bulgular varsa cerrahiyi konuşmanın vakti gelmiş demektir: çene hattının kaybolması, boyunda sarkma ve bant görünümü, yanak dokusunun ağız kenarı altına inmesi, dolguyla geçici düzelme sağlanıp kısa sürede eski hale dönülmesi, her seansta artan dolgu ihtiyacı.
Bu uygulamada sonucu belirleyen şey ürün değil, planlamadır. Muayenede şu başlıkların netleşmesini isteyin:
Kan sulandırıcı ilaç kullanıyorsanız, düzenli aspirin ya da balık yağı alıyorsanız bunu mutlaka söyleyin. Bu ilaçlar morarmayı belirgin biçimde artırır ve bir kısmının işlem öncesi kesilmesi gerekebilir; kesme kararını kendiniz vermeyin, ilgili hekiminize danışın.
İlk 24 saatte bölgeye masaj yapılmaz, uygulanan alana bastırılmaz ve yüzükoyun yatılmaz. Dolgu henüz yerine oturmadığı için erken baskı asimetriye yol açabilir.
İlk 48 saat yoğun spor, sauna, hamam ve solaryum önerilmez. Isı ve dolaşım artışı şişliği artırır. Alkol de morarmayı belirginleştirdiği için ilk günlerde sınırlanmalı.
Şişlik genellikle üçüncü günden itibaren azalır. Sonucu değerlendirmek için en az iki hafta beklemek gerekir. Hastalarımın en sık yaptığı hata, ilk günlerdeki şişliği sonuç sanıp "fazla olmuş" diye ek işlem istemek ya da tam tersine "hiç olmamış" diye erken takviye yaptırmak oluyor.
Yüzünüzde hangi değişimin öne çıktığını netleştirmek isterseniz yüz gençleştirme seçeneklerini topluca değerlendirmek iyi bir başlangıç olur.
Karar verirken acele etmeye gerek yok. Ancak sürekli artan dozlarla geçici çözüm kovalamanın hem sonucu bozduğunu hem de toplamda daha yorucu olduğunu söylemem gerekir. Yüzünüzdeki değişimin kaynağının hacim mi yoksa sarkma mı olduğunu netleştirmek için bir plastik cerrahi uzmanına muayene olmanız en doğrusudur.
Sıvı yüz germe hakkında muayenehanemde en çok karşılaştığım sorular ve yanıtları.
Hayır. Kesi, dikiş ya da doku kaldırma içermez. Yüzün belirli noktalarına dolgu enjekte edilmesine verilen popüler bir isimdir. Bu nedenle cerrahi yüz germeyle aynı sonucu vermez.
Uygun ürünle, anatomiyi bilen bir hekim tarafından yapıldığında yan etkileri genellikle geçicidir. Asıl risk damarla ilgili nadir komplikasyonlar ve zamanla biriken aşırı dolgudur. Yetkisiz kişilerce yapılan uygulamalarda risk belirgin biçimde artar.
Kullanılan ürüne ve bölgeye göre genellikle dokuz ay ile iki yıl arasında değişir. Hareketli bölgelerde daha kısa, derin destek noktalarında daha uzun kalır.
Hyalüronik asit temelli dolgular hyalüronidaz adlı bir enzimle eritilebilir. Kalıcı olduğu söylenen dolgularda böyle bir geri dönüş imkânı yoktur; bu yüzden kalıcı ürünleri önermiyorum.
Sınırlı ölçüde. Hafif gevşemede destek sağlayarak görünümü iyileştirebilir. Ancak belirgin deri fazlası ve boyun sarkması varsa dolgu bunu ortadan kaldırmaz, bazen görünümü ağırlaştırır.
Yaştan çok bulguya bakılır. Hacim kaybı ve gölgelenme ön plandaysa uygundur. Genellikle otuzlu yaşların sonundan itibaren gündeme gelir, ancak herkes için geçerli bir yaş sınırı yoktur.
Çoğu kişi aynı gün günlük hayatına döner. Morarma ve şişlik olabileceği için önemli bir sosyal etkinlik öncesinde en az bir hafta pay bırakmanızı öneririm.
Meme protezi kas altına mı kas üstüne mi konmalı? Yerleşim düzlemlerinin farkları ve karar verirken bakılan ölçüler.
Mommy makeover hangi ameliyatları kapsar, aynı seansta yapılabilir mi, ne zaman planlanmalı? Anne estetiğinde doğru zamanlama.
Estetik ameliyattan sonra yürüyüş, kardiyo ve ağırlık çalışmasına ne zaman başlanır? Ameliyata göre yol haritası.