Dolgunun geçici yan etkileri, nadir ama ciddi komplikasyonları, kalıcı ürünlerin neden risk taşıdığı ve onaylı ürünün nasıl anlaşılacağı üzerine.
Dolgu uygulamaları kısa sürdüğü ve kesi içermediği için çoğu kişi tarafından risksiz sayılıyor. Muayenehanemde en çok bu yanılgının sonuçlarını düzeltmeye çalışıyorum. Dolgu tıbbi bir işlemdir; büyük çoğunluğu sorunsuz geçer, ancak ciddi komplikasyonları vardır ve bunların neredeyse tamamı önlenebilir niteliktedir. Bu yazıda korkutmak için değil, karar verirken doğru soruları sorabilmeniz için riskleri açıkça anlatıyorum.
Dolgu, cildin altına yerleştirilen ve hacim kazandıran bir maddedir. Günümüzde en yaygın kullanılanlar hyalüronik asit temelli ürünlerdir. Hyalüronik asit vücutta doğal olarak bulunan bir maddedir; bu nedenle zamanla emilir ve gerektiğinde bir enzimle eritilebilir.
Dolgu bir gençlik aşısı değildir. Cildi yenilemez, sarkmayı kaldırmaz, kırışıklığın nedenini ortadan kaldırmaz. Yaptığı şey kaybedilen hacmi yerine koymaktır. Beklentinin buraya oturması, memnuniyetin yarısını baştan sağlıyor.
Bunlar komplikasyon değil, işlemin beklenen sonuçlarıdır ve genellikle birkaç gün içinde geçer:
Şişlik nedeniyle ilk iki hafta sonucu değerlendirmemenizi öneririm. Bu dönemde "çok olmuş" diye düşünüp ek işlem istemek yaygın bir hata.
En ciddi komplikasyon budur. Dolgu bir damarın içine verilirse ya da damarı dışarıdan basacak biçimde yerleşirse, o damarın beslediği cilt bölgesine kan gitmez. Tedavi edilmezse o bölgede yara ve doku kaybı gelişir.
Uyarıcı belirtiler şunlardır: işlem sırasında ya da hemen sonrasında beklenenin çok üzerinde ağrı, ciltte ani solukluk, morarmadan farklı görünen mor-alacalı ağ şeklinde renk değişikliği, ilerleyen saatlerde artan ağrı. Göz çevresi ve burun kökü uygulamalarında görme bulanıklığı ya da görme kaybı çok nadir de olsa bildirilmiştir.
Bu belirtilerden herhangi biri olursa vakit kaybetmeden uygulamayı yapan hekime ulaşılmalıdır. Erken müdahale sonucu belirgin biçimde değiştirir.
Aylar hatta yıllar sonra, dolgu yapılan bölgede ele gelen sert şişlikler ortaya çıkabilir. Bunların bir kısmı ürünün topaklanmasından, bir kısmı vücudun yabancı maddeye verdiği geç tepkiden kaynaklanır. Bazen bir enfeksiyon ya da aşı sonrası bağışıklık uyarımıyla tetiklenebilir.
Hyalüronik asit dolgularında bu şişlikler genellikle eritilerek tedavi edilebilir. Kalıcı dolgularda ise bu şans yoktur.
Steril olmayan koşullarda ya da uygun olmayan ürünle yapılan uygulamalarda enfeksiyon gelişebilir. Kızarıklık, ısı artışı, giderek artan ağrı ve akıntı uyarıcı belirtilerdir. Nadir görülen bir başka tablo, ürünün etrafında bakterilerin oluşturduğu ve antibiyotiğe dirençli bir tabaka gelişmesidir; bu durumda ürünün çıkarılması gerekebilir.
"Bir kere yaptır, ömür boyu kalsın" cümlesi kulağa avantaj gibi geliyor. Pratikte tam tersi. Kalıcı dolgular vücutta emilmediği için:
Bu nedenle hastalarıma kalıcı olduğu söylenen ürünleri önermiyorum. Emilebilen bir ürünün geçici olması bir eksiklik değil, bir güvenlik özelliğidir.
Kullanılacak ürünün Türkiye'de tıbbi cihaz olarak kayıtlı ve izinli olması gerekir. Karar öncesinde şunları sormaya hakkınız var ve sormanızı öneriyorum:
Kutusu gösterilmeyen, adı söylenmeyen, dolaptan çıkarılıp önceden dolu bir enjektörle uygulanan hiçbir ürünü kabul etmeyin.
Dolgu, yüzün damar ve sinir anatomisinin bilinmesini gerektiren tıbbi bir işlemdir. Güzellik merkezlerinde, kuaförlerde ya da yetkisi olmayan kişilerce yapılan uygulamalar, gördüğüm en ağır komplikasyonların kaynağı. Bu ortamlarda hem steril koşullar sağlanamıyor hem de bir sorun çıktığında müdahale imkânı bulunmuyor.
Uygulamanın hekim tarafından, uygun donanımı olan bir ortamda yapılması güvenliğin en temel şartıdır.
Hyalüronik asit dolgularının en büyük avantajı, hyalüronidaz adlı enzimle çözülebilmesidir. Bu enzim hem damar tıkanıklığında acil tedavi olarak hem de fazla ya da yanlış yerleşmiş dolguyu düzeltmek için kullanılır.
Damar tıkanıklığında zaman kritiktir; bu nedenle uygulamanın yapıldığı yerde bu enzimin bulunması gerekir. Fazla dolgu düzeltmesinde ise acele etmeye gerek yoktur, planlı biçimde yapılır.
Riskleri konuşurken bir de "kime yapılmaz" başlığı var. Şu durumlarda uygulama ertelenir ya da hiç yapılmaz:
Son madde tıbbi bir kontrendikasyon değil ama pratikte en sık memnuniyetsizlik kaynağı. Ne yapılabileceği ve ne yapılamayacağı netleşmeden uygulamaya geçilmemeli.
Karar öncesinde şunları sormanızı ve cevabı net alamazsanız uygulamayı yaptırmamanızı öneriyorum:
Bu soruları sormak hekimi rahatsız etmez; aksine iyi bir uygulayıcı bunları siz sormadan anlatır. Cevaplardan kaçınılıyorsa, bu tek başına yeterli bir uyarı işaretidir.
Bölgeye özgü ayrıntılar için dudak dolgusu gibi tek tek uygulamaların kendi değerlendirmesi yapılmalıdır.
Dolgu yaptırmayı düşünüyorsanız bu riskleri bilerek karar vermeniz, hem doğru soruları sormanızı hem de bir sorun çıktığında erken davranmanızı sağlar. Uygulanacak bölgenin ve ürünün size uygun olup olmadığını değerlendirmek için muayene olmanız uygun olur.
Dolgu güvenliği hakkında en sık aldığım sorular.
Büyük çoğunluğu sorunsuz geçer. Sık görülen yan etkiler morarma ve şişlik gibi geçici durumlardır. Nadir ama ciddi komplikasyonlar damar tıkanıklığı, geç dönem nodüller ve enfeksiyondur. Bunların çoğu doğru ürün, doğru teknik ve yetkin uygulayıcıyla önlenebilir.
Beklenenin çok üzerinde ağrı, ciltte ani solukluk, mor-alacalı ağ şeklinde renk değişikliği, giderek artan ağrı, görme bulanıklığı. Bu belirtilerde vakit kaybetmeden uygulamayı yapan hekime ulaşın.
Hayır. Kalıcı dolgu bir sorun çıktığında eritilerek geri alınamaz, yüz zamanla değişirken dolgu yerinde kalır ve geç dönem nodül riski daha yüksektir. Kalıcı ürünleri önermiyorum.
Ürünün adını sorun, kutusunu ve son kullanma tarihini görmeyi isteyin, hyalüronik asit temelli olup olmadığını öğrenin. Kutusu gösterilmeyen ya da önceden doldurulmuş enjektörle yapılan uygulamaları kabul etmeyin.
Dolgu tıbbi bir işlemdir ve yüz anatomisi bilgisi gerektirir. Hekim dışı kişilerce yapılan uygulamalar ciddi komplikasyonların başlıca kaynağıdır. Uygun donanımı olan bir ortamda hekim tarafından yapılmalıdır.
Hyalüronik asit temelli ürünler hyalüronidaz enzimiyle eritilebilir. İşlem planlı biçimde ve genellikle birkaç seansta yapılır. Kalıcı dolgularda bu imkân yoktur.
Geç dönemde ortaya çıkan sert şişlikler nodül olabilir ve değerlendirilmesi gerekir. Enfeksiyon ya da bağışıklık uyarımıyla tetiklenebilir. Hyalüronik asit dolgularında genellikle tedavi edilebilir; hekime başvurmanız gerekir.
Nazolabial çizgi neden derinleşir, dolgu doğrudan çizgiye mi yapılmalı, bu bölgenin özel riski nedir? Karar vermeden önce bilinmesi gerekenler.
Krem, egzersiz, bitkisel ürün ve vakum cihazlarının meme hacmine gerçekte ne yaptığını, hangi yöntemin neden sonuç vermediğini ve gerçekten hacim kazandıran seçenekleri anlatıyorum.
Ameliyat izinin nasıl olgunlaştığını, izin görünümünü neyin belirlediğini ve piyasadaki kremlerden gerçekte ne beklenebileceğini anlatıyorum.