Nazolabial çizgi neden derinleşir, dolgu doğrudan çizgiye mi yapılmalı, bu bölgenin özel riski nedir? Karar vermeden önce bilinmesi gerekenler.
Burun kenarından ağız kenarına inen çizgiler, hastalarımın "yorgun görünüyorum" cümlesinin arkasındaki en sık nedenlerden biri. Tıpta bu bölgeye nazolabial bölge deniyor. Muayenehanemde bu çizgiden şikayetçi olan hastaların büyük kısmı doğrudan çizginin içine dolgu yapılmasını bekliyor. Oysa çoğu zaman doğru çözüm başka bir yerde başlıyor. Bu yazıda neden böyle olduğunu anlatacağım.
Nazolabial çizgi aslında herkeste vardır. Yanak dokusu ile üst dudak bölgesini ayıran doğal bir sınırdır. Sorun çizginin varlığı değil, zamanla derinleşmesidir.
Derinleşmenin iki temel nedeni var ve bunları ayırmak tedaviyi belirliyor.
Yaşlanmayla birlikte orta yüzdeki yağ yastıkçıkları küçülür. Elmacık bölgesindeki destek azalınca yanak dokusu aşağıya doğru yer değiştirir ve bu sınır çizgisinin üstünde birikir. Yani çizgi derinleşir çünkü üstündeki doku aşağı inmiştir.
Bu ayrımı hastalarıma şöyle anlatıyorum: yanak dokusu aşağı indiği için çizgi belirginleşmişse, çizginin içini doldurmak sorunu kaynağından çözmez. Yanağı yukarıda tutan desteği geri kazandırmak gerekir.
Doğrudan çizginin içine yapılan dolgu, o oluğu bir miktar sığlaştırır. Ama üstündeki doku ağırlığını taşımaya devam eder. Sonuçta çizgi kısmen kapanır, buna karşılık ağız kenarı bölgesi kalınlaşır ve yüz ifadesi ağırlaşır. Aşırıya kaçıldığında ortaya çıkan görünüm doğal değildir ve düzeltmesi zordur.
Deneyimim şu yönde: çoğu hastada elmacık ve orta yüz bölgesine yapılan planlı destek, nazolabial çizgide doğrudan enjeksiyondan daha doğal bir iyileşme sağlıyor. Yanak dokusu yukarıdan desteklendiğinde çizgi kendiliğinden sığlaşıyor. Gerekirse buna çizginin alt kısmına yapılan az miktarda destek ekleniyor.
Bu, bölgeye hiç dolgu yapılmaz demek değil. Yapılır, ama tek başına ve doğrudan değil, bütünün bir parçası olarak.
Bu bölgede kullanılan ürünler hyalüronik asit temellidir. Ancak her dolgu her katmana uygun değildir:
Kalıcı olduğu söylenen dolgulardan bu bölgede özellikle uzak durulmasını öneriyorum. Bir sorun çıktığında geri dönüş imkânı olmaması, hareketin yoğun olduğu bu alanda ciddi bir dezavantaj.
İşlem öncesinde bölge temizlenir ve genellikle yüzeysel uyuşturucu krem uygulanır. Enjeksiyon ince iğneyle ya da künt uçlu kanülle yapılır. Kanül kullanımı bu bölgede damar yaralanma riskini azalttığı için sık tercih edilir.
Uygulama genellikle yirmi ile kırk dakika sürer. İşlem sonrası birkaç gün hafif şişlik ve morarma olabilir. Çoğu kişi aynı gün günlük hayatına döner. İlk hafta yoğun spor, sauna ve bölgeye baskı uygulamaktan kaçınılması istenir.
Sık görülen ve geçici olan yan etkiler: şişlik, morarma, hassasiyet, elle hissedilen geçici sertlik, hafif asimetri.
Burun kenarı ve nazolabial bölge, yüzün damarlanması açısından hassas alanlar arasında. Bu bölgeden geçen damarlar göz çevresi dolaşımıyla bağlantılıdır. Dolgu damar içine verilir ya da damarı basacak biçimde yerleşirse, beslenmesi bozulan ciltte yara gelişebilir; çok nadir de olsa görme kaybı bildirilmiştir.
Bu risk, uygulamanın anatomiyi bilen bir hekim tarafından yapılmasını zorunlu kılıyor. Ayrıca ortamda dolguyu eritebilecek enzimin hazır bulunması gerekir. Ciltte ani solukluk, şiddetli ağrı, morarmadan farklı mor-alacalı renk değişikliği ya da görme değişikliği olursa hemen hekime ulaşılmalıdır.
Hyalüronik asit zamanla emilir. Bu bölgede etki genellikle dokuz ay ile bir buçuk yıl arasında sürer. Derin destek noktalarına yapılan uygulamalar, hareketli yüzeysel bölgelere göre daha uzun kalır.
Tekrar planlarken şunu öneriyorum: her seansta öncekinin üzerine eklemek yerine, mevcut durumu yeniden değerlendirip gerekli miktarı belirlemek. Yıllar içinde biriken dolgu, yüzün doğal oranlarını fark ettirmeden bozuyor.
Basit görünen bu uygulamada hazırlık, sonucun ve güvenliğin önemli bir parçası:
Uygulamadan sonraki ilk gün bölgeye baskı yapılmaz, masaj uygulanmaz ve yüzükoyun yatılmaz. Dolgu yerine oturmadan yapılan baskı asimetri yaratabilir.
İlk 48 saatte sauna, hamam, yoğun spor ve solaryumdan kaçınılır. Sıcak ve dolaşım artışı şişliği belirginleştirir.
Morarma olursa soğuk uygulama yardımcı olur, ancak buz doğrudan cilde temas ettirilmemeli. Makyaj genellikle ertesi gün yapılabilir, ancak iğne giriş noktaları tamamen kapanmadan yoğun ürün sürülmemeli.
Şu belirtilerde beklemeden aranmalı: beklenenin çok üzerinde ağrı, ciltte solukluk ya da mor-alacalı renk değişikliği, görme değişikliği, artan kızarıklık ve ısı. Bu bölgede erken müdahale sonucu belirgin biçimde değiştirir; "geçer herhalde" diye beklemek en riskli seçenektir.
Nazolabial bölge tek başına değil, yüz gençleştirmenin bütünü içinde planlandığında daha doğal sonuç veriyor.
Çizginizin kaynağının hacim kaybı mı yoksa sarkma mı olduğunu netleştirmeden yapılan uygulamalar genellikle memnuniyetsizlikle sonuçlanıyor. Bu nedenle karar öncesinde bir plastik cerrahi uzmanı tarafından değerlendirilmenizi öneririm.
Nazolabial dolgu hakkında en sık sorulanlar.
Tamamen kapatmayı hedeflemek doğru değil. Bu çizgi herkeste bulunan doğal bir sınırdır. Hedef, derinliğini azaltmak ve yüzü dinlenmiş göstermektir. Tamamen düzleştirmeye çalışmak doğal olmayan bir görünüme yol açar.
Çoğu hastada değil. Çizgi, üstündeki yanak dokusunun aşağı inmesiyle derinleştiği için önce elmacık ve orta yüz desteği kurulur. Gerekirse buna çizgi bölgesine az miktarda destek eklenir.
Genellikle dokuz ay ile bir buçuk yıl arasında. Derin destek noktalarına yapılan uygulamalar, hareketli yüzeysel bölgelere göre daha uzun kalır.
Nazolabial ve burun kenarı, damarlanma açısından yüzün hassas bölgelerinden. Damar içine kaçma nadir ama ciddi bir komplikasyondur. Bu nedenle anatomiyi bilen bir hekim tarafından, uygun teknikle yapılması gerekir.
Çoğu kişi aynı gün günlük hayatına döner. Şişlik ve morarma birkaç gün sürebilir. İlk hafta yoğun spor, sauna ve bölgeye baskıdan kaçınmak gerekir.
Hyalüronik asit temelli dolgular hyalüronidaz enzimiyle eritilebilir. Bu, kalıcı dolgulara göre önemli bir güvenlik avantajıdır ve kalıcı ürünleri önermememin başlıca nedenidir.
Yağ enjeksiyonu, iple askılama ve sarkma belirginse cerrahi yüz germe seçenekler arasındadır. Hangisinin uygun olduğu, çizginin hacim kaybından mı sarkmadan mı kaynaklandığına bağlıdır.
Krem, egzersiz, bitkisel ürün ve vakum cihazlarının meme hacmine gerçekte ne yaptığını, hangi yöntemin neden sonuç vermediğini ve gerçekten hacim kazandıran seçenekleri anlatıyorum.
Ameliyat izinin nasıl olgunlaştığını, izin görünümünü neyin belirlediğini ve piyasadaki kremlerden gerçekte ne beklenebileceğini anlatıyorum.
Göz kapağı düşüklüğü ile deri fazlalığı sık karıştırılır ama tedavileri farklıdır. Nedenlerini, tek gözde olmasının ne anlama geldiğini ve hangi durumun acil olduğunu anlatıyorum.